Diş hekiminin odasına giren
genç ve güzel kadın :
-Ah doktorcuğum, dedi.Bu
dişi çektirmektense, çocuk
doğurmayı tercih ederim.
Doktor :
-Öyleyse koltuğun ayarını
yapmadan önce kararınızı verin.
Hasta, doktora derdini anlattı:
- Sabahları bir türlü yataktan
kalkamıyorum. Canım çalışmak da
istemiyor.
- Şikayetiniz bunlar mı?
- Evet.
- Bunun adı tembellik.
- Biliyorum, doktor. Ama patronuma
hastayım demek için bunun Latince
bir adı yok mu?
Doktor muayene saatini sonuna
doğru kapıyı açıp, salonda
sohbet eden bir hanımla bir
bey gördü. Buyurun ikiniz de
dedi. İkisi de muayene odasına
girdiler, doktor:
-Soyunun, dedi.
Adam soyunmaya başladı, biraz
tereddütten sonra kadın da
kızara bozara ve sinirlenerek
soyundu. Soyunmaları bittikten
sonra doktor adama:
-Bayan hep böyle sinirli midir?
-Vallahi bilmem… Ben de ilk
defa görüyorum kendisini.
Yaşlıca, ancak kadınların
yaşlanabileceği kadar yaşlı
bir hanıma bir türlü teşhis
konulamıyor. Kadıncağız yirmi
sekiz gündür hastahanede
yatmakta ve hiç bir sonuç yok.
Belki dikkatinizi çekmiştir,
üniversite hastahanelerinde
garip bir hiyerarşi vardır.
Prof. başta, arkasında Doç’lar,
sonrasında başasistanlar ve bir
iki parlak öğrenci üçgen düzende
“Vizitlere”uçarak giderler.
Yine böyle birgün ve tüm kadro
hastanın başında.
Prof sorar:
- Radyolojik tetkikler ?
Hemen filmler ışıklı panoya
yerleştirilir.
Sert ve kararlı bir ses:
- EKG ?
Derhal “Trase” hocanın önüne
serilir,
- Eforlusu ?
O da hemen açılır hocanın önüne.
- Laboratuvar tetkikleri?
Herşey önceden hazırlanmıştır.
- Elektroansefalografi ?
- Buyrun hocam.
- Emar ?
Dışarıda çektirilmiş(!) emar da
konulur büyük patronun önüne.
- Sintigrafi? Anjiyo?… derken
büyük şef sorar:
- Scan oldu mu ?
Kadından gelen cılız bir ses :
- Bir onu yapmadılar !
Yaşlı doktor kasabayı terketmek
üzereyken yerine gelen genç
doktoru almış hastalarını
tanıştırmak üzere evden eve
dolaştırmaya başlamış.
İlk girdikleri evde bir kadın:
- “Doktorcuğum çok mide ağrısı
çekiyorum” demiş. Eski doktor da;
- “Bence biraz fazla meyva
yiyorsunuz da ondan…” demiş.
Dışarı çıktıkları vakit yeni doktor
“Abi” demiş, “Kadını muayene bile
etmeden nasıl böyle bir neticeye
vardın ?”
Yaşlı doktor anlatmış: “Oğlum,
numaradan gözlüğümü yere düşürdüm
bir de baktım ki yatağın altı
meyva kabukları ile dolu..”
İkinci evdeki hastayı genç
doktorun muayene etmesine
karar vermişler. Bu evdeki kadın
“Çok halsizim” deyince doktor :
- “Belki de Kilise faaliyetleriniz
sizi çok yoruyor, biraz ara verin”
demiş.
Dışarı çıkmışlar yaşlı doktor
genç doktora ;
- “Doğru söyledin” demiş “Bu kadın
kiliseden dışarı çıkmaz. Ama nasıl
anladın?” Genç doktor ;
- “Ben de çaktırmadan yatağın
altına baktım ve kilisenin papazını
gördüm”
Jinekoloğun biri lanet olsun
der ve doktorluğu bırakır.
Niyeti araba tamircisi olmaktır.
Gider ve sendikanın sınavına girer.
Sonuçta 100 üzerinden 150 alıp
geçer. Bunun üzerine bir
soruşturma açılır. Müfettişler
hocaya sorarlar bu iş nasıl
oldu diye.
Hoca :
- “Valla, yağı değiştir dedim
değiştirdi. Filtreyi değiştir
dedim değiştirdi. Bujileri
temizle dedim temizledi.”
Müfettiş :
- “İyi de neden 100 değil
de 150″
Hoca :
- “Bunların hepsini egzozdan
yaptı.”
Bir çiftlikte Daşşak Co
isimli bir damızlık boğa
varmış.Bütün inekleri gece
gündüz durmadan ..kermiş.
Çiftlik sahibi bakmış
ineklerden süt alamıyor
Daşşak Co’yu Yüksek çitlerle
çevrili bir alana hapsetmiş.
Birkaç gün sonra çiftçi yeni
bir inek almış.Taze ineği
gören Daşşak Co ineği becermek
için çitlerin üzerinden
atlayarak ineğin yanına gitmiş.
Yeni gelen inek işveyle
“Ben sarı kız ama bana kısaca
sarı diyebilirsin”demiş.
Daşşak Co da “Ben de Daşşak Co
ama sende bana kısaca Co
diyebilirsin zira az önce
çitlerden atlarken daşşaklarım
çitte takılı kaldı.
.jpg)